Popüler Yayınlar

12 Ekim 2022 Çarşamba

MEDENİYETLE BAĞLARI OLMAYAN KÖYDE TANIDIK BİR TABELA(BATMAN ÖYKÜLERİ-1)

 yıl 2000...sıcak bir mayıs günü...batman...

asker öğretmen olarak geldiğim batman'ı eskiden beri çok merak ederdim.hele hasankeyf...tam da tayinim hasankeyf'e çıktı.AKALİN KÖYÜ.

milli eğitim müdürlüğünden bir memur, karşıda xalé resul'un bakkal dükkanını göstererek, köy minibüsü geldiğinde orada gösterebileceklerini söyledi.

              ESKİ HASANKEYF

            dicle kenarında,tarihi köprüye bakan kahvehanede çay içmek için milli eğitimin bahçesinden yola inen merdivenlerde başka bir öğretmenle karşılaştım.

-hocam hoş geldiniz dedi,dostça.teşekkür ederek tanıştık.hasankeyfli'ymiş Hasan hoca.tayin olduğum köyü sorduğunda AKALİN dedim.şaşırdı ve:

-Akalin neresiydi ya?dedi.açıkçası şaşırmadım.çünkü bölgede tüm köylerin gerçek ismi ile resmi isimleri aynı değildi.ve genellikle halk resmi olmayan isimleri biliyor.

hasan hoca ile kahvehaneye gidip dicle'ye karşı kürsü denilen oturaklara oturarak önümüze gelen kaçak çayları  içmeye başladık..bu arada hasan hoca'yı tanıyanlar beni soruyorlar ve hangi köye atandığımı merak ediyorlardı.hasan hoca,akalin deyince herkes akalinin neresi olduğunu araştırmaya başladı!!! aslında kimse de bilmiyordu.hasan hocaya, resul dayının bakkalına uğrayıp ona sormak istediğimi söyleyince kalktı o da benimle.beraber xalé resul'ün dükkanına gittik.selam verip kendimi tanıttım.akalin köyü minibüsünü sordum.yarım saate kadar batman'dan gelir,dedi.hasan hoca gülerek akalin köyünün kürtçe ismini sordu.resul dayı o merak edilen sözcüğü bir çırpıda söyleyiverdi: ALLİNİ.

           gerçekten de yarım saat geçmeden resul dayı bana seslendi.karşıda,beton duvar dibinde park eden beyaz ford minibüsü gösterdi.allini minibüsü olduğunu anladım.

        minibüse doğru yürüyünce beyaz saçlı,beyaz sakallı,yüzü güleç ve saçına-sakalına rağmen genç,gür sesli şoför gülerek bana doğru geldi.

-hocam,bizim yeni öğretmen sensin herhalde,dedi.

-evet,allini mi desem akalin mi desem, demeye kalmadan elimdeki çantayı aldı ve 

-hoş geldin hocam,biz de seni bekliyorduk.gidiyoruz dedi.

şoför ahmet abi,çok aydın,esprili ve sempatikti.daha sonrasında da çok sevdim zaten. bana ayrıldığını anladığım ön koltuğa geçmemi söyleyince,geçtim ve akalin yolculuğu başladı.

                hasankeyf-gercüş  yolunda (ki aynı zamanda batman-mardin yoludur) yaklaşık 15 dakika gittikten sonra üçyol köyü yazan bir tabeladan sola döndük.etraf çoraktı.biraz daha içeriye ilerleyince yavaş yavaş dağlar yükselmeye başladı.yol üzerinde bir iki köy geçtik ve dar bir boğaza geldik.

ahmet abi gülerek:

-hocam burada bir mola veriyoruz.çünkü şu dönemeçten sonra medeniyetle ilişkimiz kopuyor.cep telefonları çekmiyor.normal telefonlar da genellikle hatlar kesik olduğundan çalışmıyor.arayacağın kim varsa şimdi ara.köyde ulaşamazsın,dedi gülerek.

-hadi ya, napalım öyleyse.ben de arayayım bari,annemlere köye gittiğimi söylerim,deyip minibüsten indim.çalıların altında akan küçük bir derenin ayırdığı iki dağın tam ayrıldığı bir nokta.yaklaşık beş dakika süren bir moladan sonra köye doğru yola çıktık.denemeci geçince,gerçekten de medeniyet artık çok gerideydi.eğer medeniyet dediğimiz şey,mobil telefon şebekesi ise.

            yol git gide kıvrılarak ve dik yokuşlara dönüşerek ilerliyordu.biraz sonra ilerde, sırtını bir dağa dayamış köy görünmeye başladı.karşımızda gire şehidan denilen bir tepedeki kayaların heybetli duruşuna baktım bir süre.köyün üstünde bir çatı gibi duran kayalar...toprak damlı evlerin camlarına vuran akşam güneşi muhteşem görünüyordu.ama benim dikkatimi çeken şey,köy görünür görünmez çok uzaklardan parlayan bir tabelaydı.minibüste bahsedilen köy bakkalı tabelası herhalde diye düşündüm.köye yaklaştıkça tabelaya olan merakım da büyüdü.çünkü o kadar uzaktan bile fark ettiriyordu kendisini. derken okul da göründü.artık köye gelmiştik ve tabela uzakta parladığı kadar parlamıyordu artık.ama medeniyetle bağlarımızı o dar boğazda kopardığımız köyde, çok uzaklardan gelen bir isim yazıyordu o tabelada:Coca Cola.